İran, 2025 yılında tarihinin en ağır ekonomik ve enerji krizlerinden birini yaşadı. Negatif ekonomik büyüme, yüzde 49’luk enflasyon, elektrik, gaz ve su kesintileri ile karne uygulamaları, ulusal para biriminin sert değer kaybı, hükümetin rekor düzeyde bütçe açığı, ciddi hava kirliliği ve İsrail’le yaşanan 12 günlük savaş — ki bu savaş İran’ın nükleer programına ağır zarar verdi — ve nihayet Birleşmiş Milletler yaptırımlarının yeniden devreye girmesi bu krizin temel unsurlarıdır.
1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana İran, aynı anda bu kadar çok ve derin krizle hiç karşılaşmamıştı — hatta 1980–1988 arasındaki İran–Irak Savaşı döneminde bile. O savaş sırasında ortalama yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 20 seviyesindeydi ve İran riyali yılda yalnızca yaklaşık yüzde 15 değer kaybediyordu. Ülke yaygın enerji sıkıntıları yaşamıyordu; büyük şehirler bugünkü gibi ağır hava kirliliğiyle karşı karşıya değildi — öyle ki bugün mazot yakımı şehirlerde yılda sadece 3 ila 7 gün temiz hava bırakıyor — ve elbette İran kapsamlı uluslararası yaptırımlar altında değildi.
Emtia veri şirketi Kpler’in verilerine göre, ham petrol, gaz kondensatı ve mazot ile gazyağı dâhil petrol ürünlerinin İran’ın müşteri ülkelerinin limanlarında günlük toplam boşaltma miktarı, geçen yıl yaklaşık 2 milyon varilden son aylarda 1,5 milyon varile düşmüş durumda. Aynı dönemde küresel petrol fiyatları yüzde 22 gerileyerek varil başına yaklaşık 62 dolara indi. Daha da önemlisi, İran’ın Çin’e verdiği petrol indirimleri varil başına 11 dolara kadar yükselirken, Çin limanlarında İran petrolünün günlük boşaltma hacmi 1,55 milyon varilden 1,25 milyon varile geriledi.
İran’ın mali yılı 21 Mart’ta başlamasına rağmen, yılın ilk aylarında ülke yaklaşık yüzde 40’lık bir bütçe açığıyla karşı karşıya kaldı. Son aylarda petrol gelirlerindeki düşüş göz önüne alındığında, bu açığın Mart 2026’ya kadar ne kadar artacağı belirsizliğini koruyor. İran en son 1987’de, Irak’la savaşın en yoğun döneminde ve “tanker savaşı” olarak bilinen süreçte, yüzde 50’lik bir bütçe açığı yaşamıştı. Ancak İran–Irak Savaşı sırasında İslam Cumhuriyeti en azından belirli bir toplumsal meşruiyete sahipti ve toplumda geleceğe dair bir umut vardı — bugün ise bu koşullar artık mevcut değil.
Ülkede işgücüne katılım oranı yüzde 41’e düşmüş durumda; bu oran bölgesel ortalamaların 19 puan altında. Bunun nedeni, birçok işsiz kişinin iş bulma ya da yeterli gelir elde etme umudunu kaybederek işgücü piyasasından çekilmesidir. Yılın başında 135 milyon riyal (yaklaşık 180 dolar) olan aylık asgari ücret, bugün yaklaşık 100 dolara gerilemiş durumda. Bu durum, İranlı işçileri Afganistan ve Yemen’in ardından bölgede en düşük ücret seviyesine sahip ülkeler arasına itiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre, 2025’in son haftalarında küresel petrol piyasasındaki arz fazlası günlük 4 milyon varile ulaşmış olup, önümüzdeki yıl boyunca ortalama 3,84 milyon varil seviyesinde seyretmesi bekleniyor. Bu arz fazlası petrol fiyatlarını daha da aşağı çekerek 55 dolar bandına doğru itebilir. ABD Başkanı Donald Trump’ın “maksimum baskı” politikasının sertleşmesi ve BM yaptırımlarının geri dönmesiyle birlikte, İran’ın petrol ihracatı en iyi ihtimalle mevcut seviyelerde kalacaktır. Bunun sonucunda ülkenin bütçe açığı ve genel ekonomik koşulları daha da kötüleşecektir.
Kasım ayında gıda enflasyonu yüzde 60’ı aşarken, ekmek, pirinç, tavuk ve yumurta gibi bazı temel ürünlerin fiyatları yüzde 100’e kadar yükseldi. Benzin fiyatlarına yapılan son yüzde 66’lık zam ve birçok araç için sübvansiyonlu benzin kotalarının kaldırılması, enflasyonu daha da körükleyecektir. Kısa süre önce ekonomist ve Tahran Menkul Kıymetler Borsası’nın eski genel sekreteri Hüseyin Abd Tebrizi, enflasyonun yüzde 3000’e kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.
Aralık ayının başında İran’daki dört bağımsız işçi örgütü ortak bir bildiri yayımlayarak, kontrolden çıkan enflasyona ve ücretliler için yaşam koşullarının ciddi biçimde kötüleşmesine dikkat çekti. Bildiride, önümüzdeki yıl orta sınıfın yaşam standardını koruyabilmesi için aylık en az 600 milyon riyal (yaklaşık 550 dolar) gelire ihtiyaç olduğu vurgulandı — bu da asgari ücretin dört katına çıkarılması anlamına geliyor. Bu ise gerçekçi değil; deneyimler, ücret artışlarının enflasyonun yarısını bile karşılamadığını gösteriyor.
İranlılar, önümüzdeki yıl yaşam koşullarının daha da kötüleşmesini beklemelidir.
Bu raporun aslı Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

