Çinli rafineriler, İran artan belirsizlikle karşı karşıyayken Rus petrolüne yöneliyor

Görünüşe göre Çin, aksayan Venezuela petrol sevkiyatlarını İran varilleriyle değil, Rus ham petrolüyle telafi ediyor — üstelik Tahran daha yüksek indirimler sunmasına rağmen.

Emtia istihbarat şirketi Kpler’in verilerine göre (Iran International ile paylaşılan), Çin bu ay limanlarında günlük ortalama 1,138 milyon varil İran ham petrolü boşalttı. Bu rakam Ocak ayına kıyasla yaklaşık 115 bin varil daha düşük.

Vortexa’nın ayrı verileri ise Çin’in bu ay İran’dan yaptığı ortalama petrol alımının günlük biraz üzerinde 1,03 milyon varil olduğunu ve Ocak ayına göre 220 bin varillik bir düşüşe işaret ettiğini gösteriyor.

Aksamalar, 3 Ocak’ta ABD komandolarının Venezuela’nın eski devlet başkanı Nicolás Maduro’yu gözaltına alması ve Venezuela tankerlerine yönelik deniz ablukasının ardından başladı. Bunun sonucunda Çin’e sevkiyatlar kesintiye uğradı ve bazı Çinli rafineriler alımları tamamen durdurdu.

Vortexa verileri, oluşan açığın hızla Rus ham petrolüyle doldurulduğunu gösteriyor.

Bu ay Çin, günlük ortalama 2,07 milyon varil Rus petrolü teslim aldı — bu da Ocak ayına göre 370 bin varil daha fazla. Dikkat çekici olan, bu artışın 2025’te Venezuela’nın Çin’e yaptığı ortalama ham petrol ihracatına neredeyse eşit olması ve bire bir bir ikameye işaret etmesidir.

Arz istikrarı

İran ham petrolündeki düşüş, Reuters’in İran’ın Çinli rafinerilere Rusya’dan daha derin indirimler sunduğuna dair haberine rağmen gerçekleşiyor.

Habere göre İran bu ay hafif ham petrolü için varil başına 10–11 dolar indirim teklif ediyor. Bu miktar referans fiyatın yaklaşık yüzde 16’sına denk geliyor ve Rusya’nın sunduğu indirimlerle benzer seviyede.

Pekin’in, süren nükleer görüşmeler ve olası askeri tırmanış ihtimalinin gölgesinde İran’ın belirsiz seyrini dikkate alarak, marjinal fiyat farklarından ziyade arz istikrarına öncelik verdiği anlaşılıyor.

Çin’in “teapot” olarak bilinen küçük ve bağımsız rafinerileri, yaptırım altındaki İran ve Venezuela petrolünün fiilen tek alıcıları konumunda. Rusya’nın Çin’e yaptığı ham petrol ihracatının önemli bir bölümü de bu rafinerilere gidiyor.

Teapot rafineriler, Çin’in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Büyük devlet rafinerilerinin aksine, geniş stratejik depolama kapasitesine sahip değiller ve büyük iç stoklara dayanamaz ya da Venezuela kaynaklı arz şoku gibi ani hammadde kesintisi riskini üstlenemezler.

Bu koşullar altında, nispeten daha istikrarlı bir tedarikçi olan Rusya’ya yönelmek, şu anda ABD’nin olası askeri adım tehditleriyle karşı karşıya bulunan İran’a bağımlı kalmaktan ticari açıdan daha güvenli görünüyor.

Küresel ham petrol tüketiminin neredeyse beşte biri, Tahran’ın büyük bir savaş durumunda kapatabileceği yönünde defalarca uyardığı Hürmüz Boğazı’ndan taşınıyor.

Geçen yıl ABD, İran ham petrolünü taşıyan tankerlerin yüzde 84’ünü yaptırım listesine aldı. Bu önlemler yılın son aylarında İran’ın Çinli rafinerilere teslimatlarında düşüşe yol açtı ve aşağı yönlü eğilim bu yıl da devam etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 2026’da İran’ın ticaret ortaklarına yüzde 25 gümrük vergisi uygulanmasını öngören bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Çin’in 2025’te ABD’ye 400 milyar dolardan fazla mal ihraç ettiği dikkate alındığında, Pekin’in bu tür gümrük tehdidinin potansiyel etkisini görmezden gelmesi beklenmiyor.

Makalenin orijinali Iran International’da yayımlandı.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir