Stunning aerial photo of Baku's modern skyline and waterfront in daylight, showcasing architectural landmarks.

Hazar ülkeleri enerji büyümesini sürdürürken İran izlemekle yetiniyor

Azerbaycan ve diğer Hazar Denizi’ne kıyısı olan ülkeler, yaşlanan açık deniz sahalarından daha fazla petrol ve gaz çıkarmak için Batılı enerji şirketleriyle ortaklıklarını derinleştirirken, İran denizden hiç hidrokarbon üretmeyen tek Hazar kıyıdaş ülkesi olarak ayrışıyor.

Bölge genelinde hükümetler, uzun vadeli gaz arzı için rekabetin sertleşmesiyle birlikte rezervuar yönetimini modernize etmek üzere adeta yarışıyor.
Azerbaycan, olgun sahalardaki üretimi sürdürmek için milyarlarca dolarlık basınç artırma projelerini ilerletirken; Kazakistan ve Türkmenistan, yabancı sermaye ve ileri teknolojiyle açık deniz üretimini genişletiyor.

Batılı enerji devleri, uluslararası hizmet şirketleri ve hatta Basra Körfezi ülkelerine ait firmalar Hazar’ın enerji haritasını yeniden şekillendiriyor; üretim ve ihracat kapasitesini on yıllar boyunca güvence altına alıyor.

Buna karşılık İran, sürece katılmak için hem gerekli ekipmandan hem de ortaklardan yoksun. İran’ın Hazar’daki tek sismik araştırma gemisi yaklaşık yirmi yıl önce hizmet dışı bırakıldı; tek açık deniz sondaj platformu ise yıllardır atıl durumda.
Ortaya çıkan tablo yalnızca yetersiz yatırım değil, fiili bir dışlanma: komşular açık deniz altyapılarını yenileyip sahaların ömrünü uzatırken, İran kenarda kalmış durumda.

Karşıt tablo: Azerbaycan
Bu fark, Azerbaycan’ın amiral gemisi konumundaki Şah Deniz gaz sahasında en net biçimde görülüyor. İngiliz BP’nin liderliğindeki bir konsorsiyum tarafından işletilen saha, 30 milyar doların üzerinde yatırım çekti ve Gürcistan’a, Türkiye’ye ve Avrupa’nın büyük bölümüne gaz sağlıyor.
Aktif fazlardan üretimin önümüzdeki on yılda düşmesi beklenirken Azerbaycan erken harekete geçerek üretimi korumak, emisyonları azaltmak ve ilave rezervleri devreye almak amacıyla büyük ölçekli basınç artırma tesisleri için yaklaşık 3 milyar dolarlık sözleşmeler imzalıyor.
Azerbaycan’daki Hazar Petrol Araştırmaları Merkezi Direktörü İlham Şaban, Iran International’a yaptığı açıklamada “Basınç düşüşünü ortadan kaldırmak artık temel öncelik” dedi ve önümüzdeki aylarda Batılı ve yerli firmalarla ek sözleşmelerin sonuçlandırılmasının beklendiğini belirtti.

İran’ın handikapı
İran, benzer bir zorlukla ülke içinde de karşı karşıya—ancak bunu ele alacak karşılaştırılabilir araçlardan yoksun. Katar’la paylaşılan ve İran’ın iç tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini karşılayan dev Güney Pars gaz sahasında basınç düşüşü başlamış durumda.
Katar, Batı desteğiyle modern basınç artırma sistemlerini yıllar önce kurmuş ve ardından üretim ile sıvılaştırma kapasitesini artırmak için yaklaşık 30 milyar dolarlık sözleşmeler imzalamışken; İran yerli müteahhitlere yönelerek daha küçük platformlar ve daha düşük kapasiteli kompresörler için 17 milyar dolarlık anlaşmalar yaptı.
Ancak bu projelerin finansmanı henüz sağlanmış değil. İranlı petrol yetkilileri, bu kış gaz açığının günlük 300 milyon metreküpe ulaşabileceği uyarısında bulunarak teknik ihtiyaç ile uygulama arasındaki uçurumu gözler önüne serdi.

Aynı eğilim İran’ın petrol sektöründe de görülüyor. Üretimde olan petrol sahalarının yaklaşık yüzde 80’i ömürlerinin ikinci yarısında ve yıllık düşüş oranları yüzde 8–12 arasında tahmin ediliyor.
Gelişmiş üretim artırma teknolojilerine sınırlı erişim, İran’ın geri kazanım oranını yaklaşık yüzde 24 seviyesinde tutuyor—bu da doğal başlangıç düzeyinin ancak biraz üzerinde.

Çin bile değil
Karşılaştırma yapmak gerekirse, Suudi Arabistan Batılı şirketlerle onlarca yıllık işbirliği sayesinde geri kazanım oranlarını yüzde 50’nin üzerine çıkardı; Azerbaycan ise BP ve ortaklarıyla uzun vadeli bir yeniden geliştirme anlaşması imzalayarak Azeri–Çırak–Güneşli sahalarının ömrünü uzattı.
Hazar’ın diğer bölgelerinde ise yabancı sermaye akışı sürüyor. Kazakistan, bölgenin en büyüğü olan Kaşagan sahasını geliştirmek için on milyarlarca dolar çekti; Türkmenistan’ın açık deniz sektörü ise neredeyse tamamen BAE merkezli Dragon Oil tarafından işletiliyor.
İran’ın Arap komşuları da gaz geliştirme ve iletim altyapısına yatırım yaparak bölgesel bir enerji ağını güçlendirdi; Tahran ise Moskova ve Pekin’le yakın siyasi bağlarına rağmen bu ağın büyük ölçüde dışında kaldı.
İran’ın en büyük ticaret ortağı olan Çin, bu yılın ilk yarısında İran ya da Rusya’daki enerji projelerine doğrudan yatırım yapmadı; buna karşılık Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Kazakistan ve Orta Doğu’ya 20 milyar doların üzerinde kaynak yönlendirdi.

İran açısından yaptırımlar ve teknolojik izolasyon, Hazar’ı ortak bir kaynaktan giderek derinleşen stratejik bir ayrışmaya dönüştürdü.

Bu makalenin orijinali İngilizce olarak Iran Internationalda yayımlanmıştır

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir