İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, son protestoları ABD başkanını “memnun etmeyi” amaçlayan “vandalların işi” olarak niteleyerek reddetti. İslam Cumhuriyeti’nin “geri adım atmayacağını” ısrarla vurguluyor. Güvenlik güçlerinin zayıflaması halinde ülkeden kaçmak için bir acil durum planı bulunduğuna dair doğrulanmamış haberler dolaşsa da, artık daha açık ve belgelerle doğrulanmış bir çıkış süreci yaşanıyor — havaalanlarından değil, finansal kanallar üzerinden.
IOD’un Merkez Bankası verilerine dayanan analizine göre, 2015’ten 2025 baharına kadar sermaye hesabı üzerinden ülkeden 145 milyar dolar çıktı. Bu tutar, aynı dönemde İran’ın toplam petrol gelirlerinin yüzde 40’ına eşit. Sadece 2025 baharında sermaye hesabında 9 milyar dolarlık bir açık kaydedildi. Bu hız devam ederse, bu yılki sermaye çıkışı 36 milyar dolara ulaşabilir; bu da İran’ın yıllık petrol gelirine neredeyse denk geliyor. Bu tablo, 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarından bu yana en yoğun toplumsal hareketlilik ortamında gerçekleşen, İran tarihinin en büyük sermaye kaçışlarından biri olabilir.

Yetkililer sık sık sorumluluğu dış komplolara yüklüyor. Ancak sermaye hesabı, sorunun kaynağının içeride olduğunu gösteriyor. İran’da gerçek özel sektör dış ticaretin yalnızca yüzde 15’ini oluşturduğundan, bu ölçekteki sermaye çıkışı rejime yakın isimleri ve yarı-devlet ağlarını başlıca hareket ettirici aktörler olarak öne çıkarıyor.
Mevcut protesto dalgası 27 Aralık 2025’te, dolar kurunun 145 bin tüməni aşmasıyla başladı. Tahran’daki Alaeddin, Çarşı ve diğer merkezi pazarlarda esnaf dükkânlarını kapattı — bu adım kısa sürede diğer şehirlere de yayıldı. Ardından yoksulluk, yolsuzluk ve diktatörlüğe karşı sloganların atıldığı çatışmalar yaşandı.
İslam Cumhuriyeti hâlâ güvenlik güçleri üzerinde kontrol sahibi. Ancak sermaye kaçışı bir ölçütse, İran’ın varlıklı kesimleri arasındaki güven çoktan sessiz, istikrarlı ve sert para cinsinden ölçülen bir biçimde ortadan kalkmış durumda.
Bu makale Iran Open Data’da yayımlanmıştır.

