İslam Cumhuriyeti’nin müttefiki olan Nicolás Maduro’nun ABD tarafından tutuklanması, Venezuela’nın İran’a olan milyarlarca dolarlık borçlarını belirsizliğe sürükledi. İranlı bazı eski yetkililer ve milletvekilleri, Venezuela’nın İran’a 2 ila 4 milyar dolar arasında borcu olduğunu dile getirdi. Venezuela’nın muhtemel temerrüdü, Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin çökmesiyle Suriye’nin Baas rejiminin İran’a olan en az 30 milyar dolarlık borcunun geri dönülemez biçimde kaybedilmesinin ardından gündeme geldi.
Tahran Ticaret Odası’na göre 2024 yılında İran’ın Suriye ve Venezuela’ya toplam ihracatı yalnızca yaklaşık 180 milyon dolar oldu. Görünüşe göre her iki ülke de borçlarını maden sahaları ve kalkınma projelerini İran’a devrederek ödemeyi taahhüt etmişti; ancak bu vaatler hiçbir zaman yerine getirilmedi. Sonuç olarak Tahran, İran kamu kaynaklarından on milyarlarca doları fiilen heba etti.
Emtia istihbaratı şirketi Kpler’in ayrıntılı yıllık verileri, 2012’den Beşar Esad’ın düşüşüne kadar İran’ın Suriye’ye 300 milyon varilden fazla ham petrol sevk ettiğini ve bunun değerinin yaklaşık 23 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Ham petrolün ötesinde İran, ülkedeki vekil güçleri desteklemek için de kayda değer maliyetlere katlandı. 2024’ün sonlarında eski iki milletvekili Suriye’nin İran’a olan borcunu 30 milyar dolar olarak ifade ederken, bazı raporlar bu tutarı 50 milyar dolara kadar çıkardı.
Kpler verileri ayrıca 2020’den bu yana İran’ın Venezuela’ya, aşırı ağır petrolün taşınabilir hale getirilmesi için seyreltme amacıyla yaklaşık 36 milyon varil gaz kondensatı (ultra hafif petrol) gönderdiğini ortaya koyuyor. Söz konusu dönemde bu hacmin değeri yaklaşık 2,5 milyar dolar.
Bu rakamlar yalnızca ham petrole ilişkindir. İran aynı zamanda Suriye ve Venezuela’ya büyük miktarlarda benzin ve dizel sevk etti ve pek çok projede yer aldı; Venezuela için altı petrol tankerinin inşasından rafinerilerin onarımına, konut projelerinden diğer girişimlere kadar.
Bugün gelinen noktada yalnızca tüm bu yatırımlar kaybedilmekle kalmadı; aynı zamanda Suriye’nin yeni hükümetinin, Esad’a verilen destek ve ülkenin yıkımı nedeniyle İslam Cumhuriyeti’nden tazminat talep etmek üzere bir liste hazırladığı bildiriliyor. Bazı haberlere göre talep edilecek tazminatın tutarı 300 milyar dolara kadar çıkabilir.
Öte yandan, gelecekte Venezuela’da kurulacak bir hükümetin —ABD ile bir yakınlaşma sağlaması halinde— Hizbullah ile İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) kara para aklama, uyuşturucu kaçakçılığı ve mali yolsuzluk faaliyetlerindeki rolü nedeniyle İran’a karşı şikâyette bulunmaktan kaçınması da pek olası görünmüyor.
Son bir yıl içinde İran riyali değerinin yüzde 70’ini kaybetti.
İslam Cumhuriyeti hâlihazırda geniş çaplı protestolarla karşı karşıya ve bunları zor kullanarak bastırmaya çalışıyor. Bu arada 22 Mart’ta başlayacak gelecek mali yıla ilişkin bütçe taslağında hükümet, petrol gelirlerinden Devrim Muhafızları’na ve dini kurumlara ayrılan payı artırırken vergi gelirlerini yüzde 63 oranında yükseltti. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in denetimi altındaki Devrim Muhafızları ve kurumlar vergiden muaftır.
Kritik nokta şu ki, bütçede belirtilen 1 dolar = 850 bin riyal kuruyla hesaplandığında devlet bütçesi yaklaşık 45 milyar dolar seviyesindedir; serbest piyasa kuru esas alındığında ise bu rakam 30 milyar dolara yakındır. Bu durum, Merkez Bankası verilerine göre İran’ın son beş yılda ham petrol, petrol ürünleri ve gaz ihracatından yıllık ortalama 50 milyar dolar gelir elde etmiş olmasına rağmen yaşanmaktadır. Devrim Muhafızları ve dini kurumlara ayrılan paylar çıkarılsaydı, yalnızca petrol gelirleri devlet bütçesinin tamamını karşılamaya yeterli olurdu.
Merkez Bankası istatistikleri ayrıca 2010’dan 2025 sonuna kadar İran’ın yaklaşık 850 milyar dolar tutarında ham petrol, petrol ürünleri ve gaz ihraç ettiğini göstermektedir. Bu miktar, ülkenin 1908’de petrol üretiminin başlamasından 2009’a kadar geçen önceki yüzyıldaki toplam hidrokarbon ihracatına eşittir.
Bu olağanüstü düzeydeki ihracat gelirlerine rağmen, aynı dönemde İran’ın gayrisafi yurt içi hasılası keskin biçimde gerilemiş; 2010’da yaklaşık 600 milyar dolardan 2025’te 356 milyar dolara düşmüştür. Dolayısıyla İran halkı, 850 milyar dolarlık petrol ihracatı gelirlerinin nereye gittiğini ve böylesine devasa gelirlere rağmen ekonominin neden neredeyse yarı yarıya küçüldüğünü sormakta haklıdır.
Bu makale ilk olarak Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

