İran Merkez Bankası’nın yeni verilerine göre, petrol gelirleri azalırken ülkeden sermaye çıkışı hızlanıyor. Bu eşzamanlı gelişme, son aylarda ulusal para biriminin sert değer kaybını açıklamaya yardımcı oluyor.
Merkez Bankası (CBI) verileri, yaptırımları aşma maliyetleri veya Çinli alıcılara sunulan indirimler hesaba katılmadan dahi, İran’ın petrol ihracatının nominal değerinin 21 Mart 2025’te başlayan cari mali yılın ilk yarısında yaklaşık yüzde 10 düşerek 30,7 milyar dolara gerilediğini gösteriyor.
CBI’nin ek verilerine göre, mali yılın ilk altı ayında petrol, petrol dışı mal ve hizmetler dahil toplam ihracatın nominal değeri yaklaşık 59 milyar dolar olurken, ithalat yaklaşık 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Kâğıt üzerinde bu tablo 11 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlasına işaret ediyor. Ancak aynı dönemde ülkeden yaklaşık 15 milyar dolar sermaye çıkışı yaşandı. Bu, ticaret fazlasını aşan rekor düzeyde bir çıkış anlamına geliyor.
Sermaye çıkışının, İran’ın belirsiz nükleer müzakereler ile süregelen askerî tırmanma riski arasında askıda kaldığı bir ortamda daha da hızlandığı görülüyor.
Bu ayın başında ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İranlı liderlerin “çılgınlar gibi ülke dışına para transfer ettiğini” söyledi, ancak ayrıntı vermedi.
Merkez Bankası, yaptırımları aşma nedeniyle ne kadar gelir kaybı yaşandığını belirtmiyor. Ancak Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinden biri, İran’ın mali yılın ilk sekiz ayında petrol ihracatından yalnızca 20 milyar dolar gelir elde ettiğini açıkladı — bu rakam, sevkiyatların nominal değerinin oldukça altında.
Basitçe ifade etmek gerekirse, sekiz aylık fiili petrol geliri, altı ay için kaydedilen nominal ihracat değerinden belirgin biçimde daha düşük. Bu durum, fiyat indirimleri ve gelirlerin tahsilinde yaşanan kısıtlamalar nedeniyle ciddi kayıplara işaret ediyor.
Üstelik bu azalmış gelirlerin tamamı da hükümete ulaşmış değil. Geçen ay Meclis Karma Bütçe Komisyonu Başkanı Gholamreza Tajgardoon, 20 milyar dolarlık petrol ihracat gelirinin yalnızca 13 milyar dolarının fiilen tahsil edildiğini söyledi.
Rakamlar çifte bir baskıyı ortaya koyuyor: İran hem petrol ihracatından daha az kazanıyor hem de elde ettiği gelire erişmekte zorlanıyor. Bu da ithalatı finanse etme ve iç piyasaları istikrara kavuşturma kapasitesini sınırlıyor.
Bu açık, hükümeti giderek daha fazla iç borçlanmaya yöneltmiş durumda.
Merkez Bankası verilerine göre, Kasım 2025 itibarıyla hükümetin bankacılık sistemine borcu bir yıl öncesine göre yüzde 41 artarken, Merkez Bankası’na olan borcu yüzde 68 yükseldi. Ticari bankaların Merkez Bankası’ndan borçlanması da aynı dönemde yüzde 63 arttı.
Fiilen devlet, kaybedilen petrol gelirini bankacılık sistemi üzerinden kaynak çekerek ve para arzını genişleterek telafi etti. Enflasyon ve kur değer kaybının temel itici gücü olan likidite, Kasım 2025’te bir yıl öncesine kıyasla yüzde 40’tan fazla arttı.
Sonuçlar döviz kurunda açıkça görülüyor. Riyal, geçen yılın şubat ayından bu yana yaklaşık yüzde 75 değer kaybetti.
Azalan petrol gelirleri, ihracat gelirlerine sınırlı erişim, rekor sermaye çıkışı ve hızlı parasal genişleme birbirini besliyor.
Uzayan jeopolitik belirsizlik hali bu baskıları artırıyor; hem iş dünyasını hem de elitleri varlıklarını yurt dışına taşımaya teşvik ediyor ve ekonomiyi daha fazla istikrarsızlık riskine açık hâle getiriyor.
Makalenin orijinali Iran International tarafından yayımlanmıştır.

