ABD ve İsrail’in İran’ın askeri tesisleri ile üst düzey yetkililerine yönelik saldırılarının ardından, İslam Cumhuriyeti Basra Körfezi boyunca yer alan Arap devletlerine karşı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlattı.
3 Mart 2026 itibarıyla İran güçleri Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve hatta Umman’a yaklaşık 1.500 İHA ve füze fırlattı. Hava savunma sistemleri bu mühimmatın büyük bölümünü etkisiz hale getirse de, Katar’daki gaz tesislerine, Suudi Arabistan’ın Ras Tanura rafinerisine, Kuveyt’in El-Ahmedi rafinerisine, İran’ın güney sularındaki üç petrol tankerine ve Umman’ın Duqm Limanı dahil olmak üzere çeşitli ticari ve sanayi tesislerine isabetler olduğu doğrulandı.
Sonuçlar hemen hissedildi. Katar sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini ve ihracatını durdurdu. Günlük 550 bin varil kapasiteye sahip Ras Tanura rafinerisi faaliyetlerini askıya aldı. Avrupa ve Asya’da doğal gaz fiyatları yüzde 45 arttı. Saldırılar, normalde günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçişinin sağlandığı Hürmüz Boğazı’ndaki akışı sekteye uğrattı ve küresel petrol fiyatlarını yüzde 9 yükseltti.
1 Mart 2026’da Suudi Arabistan, İran’ın saldırıları devam ederse karşılık vereceğini açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın bölge ülkelerini hedef alma kararına şaşırdığını belirterek, çatışmanın tırmanması halinde bazı ülkelerin Washington’la aynı safta yer almaya hazır olduklarını ifade etti.
İran’ın 2024’ten bu yana İsrail ile yaşadığı doğrudan çatışma turlarında başarısız sonuçlar alması göz önüne alındığında, Tahran’ın ABD üslerine ev sahipliği yapan Arap ülkelerine baskı yapmaya çalıştığı anlaşılıyor. Hesap şu görünüyor: Bu hükümetler Washington’a İran’a yönelik yeni saldırıları durdurması için baskı yapacak.
Ancak şu ana kadar bu strateji ters tepti. ABD’yi sınırlamak yerine, İran’ın adımları Arap hükümetlerini Washington’a daha da yaklaştırma riski taşıyor. Bazı Avrupa ülkeleri de Arap ortaklarına askeri destek sinyalleri vermeye başladı.
2 Mart’ta İran’ın ana petrol boru hatlarından biri boyunca meydana gelen bir patlamayı gösteren görüntüler yayıldı. İranlı yetkililer yorum yapmadı. Söz konusu boru hattı, İran’ın ham petrol üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini sağlayan Huzistan eyaletindeki sahaları, Hürmüz Boğazı dışındaki tek petrol ihracat çıkışı olan Cask terminaline bağlıyor. Olay doğrulanırsa, boğazı bypass etmenin İran’ın kendi ihracatını misillemeden korumayacağı yönünde bir uyarı olarak yorumlanabilir.
İran’ın kendisi de Basra Körfezi’ndeki tırmanmaya karşı oldukça kırılgan durumda. Ülke petrolünün yüzde 80’inden fazlası Körfez’e komşu bölgelerde üretiliyor. Emtia veri şirketi Kpler’in tahminlerine göre, geçen yıl İran’ın petrol ihracatının yüzde 96’sı Basra Körfezi’ndeki Harg Adası terminalinden yüklendi.
Beş büyük rafineri — Persian Gulf Star, Abadan, Şazand, Lavan ve Bender Abbas — İran’daki on rafinerinin toplam üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini karşılıyor ve hepsi Körfez’e komşu eyaletlerde bulunuyor.
İran’ın doğal gaz üretiminin yaklaşık yüzde 70’i Katar ile paylaşılan Güney Pars sahasından geliyor. Ülkenin petrokimya kapasitesinin yaklaşık yarısı kıyıdaki Buşehr eyaletinde yoğunlaşmış durumda.
Enerji altyapısının ötesinde, İran’ın petrol dışı ticaretinin yaklaşık yüzde 70’i Basra Körfezi limanları üzerinden gerçekleşiyor. Bunların en önemlisi Bender Abbas’taki Şehid Recai Limanı; bu liman tek başına İran’ın toplam ithalat ve ihracatının yarısından fazlasını gerçekleştiriyor. 1 Mart 2026’da limanın iskelelerinden birinin hedef alındığı bildirildi.
Pratikte, İran’ın enerji ve ticari altyapısının önemli bir bölümü Körfez Arap devletlerinin ve onların Batılı müttefiklerinin menzili içinde bulunuyor. Arap hükümetlerinin İran’a karşı askeri bir koalisyona katılıp katılmayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak topraklarına yönelik saldırılar devam ederse, ABD resmi Arap katılımı olmaksızın da İran’ın Basra Körfezi’ndeki enerji ve ticaret altyapısını hedef alabilir.
Diplomatik sonuçlar askeri tırmanmadan daha kalıcı olabilir. İran’ın Çin’den sonra en büyük ikinci ticaret ortağı olan Birleşik Arap Emirlikleri, Tahran’daki büyükelçiliğini kapattı. 1 Mart 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları, İran’ın “haksız saldırganlığını” kınayarak güvenlik ve istikrarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacaklarını açıkladı. Bildiriye göre Körfez ülkeleri, Tahran’ın adımlarına verilecek olası yanıtları aktif şekilde değerlendiriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail ve ABD ile savaşın ilk üç gününde bölge ülkelerine yaklaşık 1.500 İHA ve füze fırlatılmasına değinmeden, “İran’ın iyi komşuluk ilişkilerine değer vermeye devam ettiğini” söyledi. Bu açıklama, hızla kötüleşen ilişkiler ortamında normal bir tablo çizme çabası olarak görüldü.
Son yirmi yıldır Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapmaya çalışan ve çoğu zaman İran lehine sessiz diplomasi yürüten Umman ve Katar, artık varsayımlarını yeniden gözden geçirebilir. İran’ın eylemlerinin verdiği mesaj açık: Çatışma anlarında İslam Cumhuriyeti, uzun süredir devam eden bölgesel ortaklıkları dahi anlık askeri hesaplara tabi kılmaya hazır.
Stratejik açıdan bakıldığında, Tahran’ın savaş alanını genişletme kararı, rakiplerini sınırlamaktan ziyade kendi caydırıcılığını zayıflatabilir.
Makalenin orijinali Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

