Önce et, şimdi de süt ürünleri: İran’da hane halkının sofrası giderek küçülüyor

Gıda fiyatlarındaki hızlı artış, İranlı ailelerin beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. Yeni veriler, hanelerin satın alma gücü eridikçe süt ürünleri tüketiminde ciddi bir düşüş yaşandığını ve kırmızı et tüketimindeki uzun süreli gerilemenin devam ettiğini gösteriyor.

İran Süt Kooperatifleri Birliği Başkanı Ali Ehsan Zafari’ye göre, kişi başına yıllık süt ürünleri tüketimi 2010’da yaklaşık 130 kilogram iken bugün yalnızca 40 kilograma gerilemiş durumda.

İran İstatistik Merkezi’nin son verilerine göre, süt ürünlerinin fiyatı temmuz ayında bir yıl öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 147 arttı.

Tüketimdeki bu düşüş, İran’ı hem küresel hem de bölgesel ortalamaların oldukça gerisine düşürüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, dünyada kişi başına yıllık ortalama süt ürünleri tüketimi yaklaşık 117-119 kilogram seviyesinde. Komşu Türkiye’de ise bu miktar kişi başına 250 kilogramın üzerinde.

İran’da kişi başına 40 kilogramlık tüketim, küresel ortalamanın yaklaşık üçte birine denk geliyor.

Et sofradan çekiliyor

Süt ürünleri tüketimindeki gerileme, İran’da beslenme alışkanlıklarında yıllardır devam eden daha geniş bir değişimin parçası. Yüksek enflasyon ve satın alma gücündeki düşüş, haneleri daha pahalı hayvansal protein kaynaklarından uzaklaştırdı.

FAO verilerine göre İran’da kırmızı et arzı geçen yıl yaklaşık 623 bin tona geriledi. Bu miktar 2024’e göre yaklaşık yüzde 20, 2010’a göre ise yaklaşık yüzde 39 daha düşük.

Bu dönemin büyük bölümünde tavuk eti aileler için daha ucuz bir alternatif oldu. Kişi başına tavuk eti tüketimi 2010’dan bu yana yaklaşık yüzde 40 arttı. Bu durum, hanelerin daha pahalı olan sığır ve kuzu etinin yerine giderek daha fazla tavuk eti tükettiğini gösteriyor.

Türkiye ile yapılan karşılaştırma, iki komşu ülkede tüketim eğilimlerinin ne kadar farklı geliştiğini ortaya koyuyor.

Türkiye’de de aynı dönemde tavuk eti tüketimi yaklaşık yüzde 40 arttı. Ancak kırmızı et tüketimi yüzde 146 yükseldi. FAO’nun tahminlerine göre Türkiye’de kişi başına kırmızı et tüketimi İran’daki seviyenin yaklaşık 3,9 katı.

Bu rakamlar tek başına iki ülke arasındaki farklılığın nedenlerini açıklamıyor. Ancak İran’da daha ucuz tavuk etine yöneliş, hane halkının satın alma gücünün uzun süre boyunca gerilediği ve gıda fiyatlarının tekrar tekrar sert şekilde arttığı bir dönemde gerçekleşti.

Alternatifler de azalıyor

Enflasyonun neredeyse tüm hayvansal protein kaynaklarına yayılmasıyla birlikte bu ikame seçenekleri de giderek azalıyor.

İran İstatistik Merkezi’ne göre sığır, koyun ve tavuk eti fiyatları temmuz ayında bir yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 149 daha yüksekti. Süt ürünlerinin fiyatları da yüzde 147 arttı.

Son fiyat artışları, mevcut enflasyonist baskıları daha da artıran ve temel gıda ürünlerindeki fiyat yükselişini hızlandıran son savaşın ardından gerçekleşti.

Yıllar boyunca sığır ve koyun eti satın alamayan aileler daha ucuz olan tavuk etine yönelebiliyordu. Ancak tavuk eti fiyatlarındaki sert artış şimdi bu alternatifi de tehdit ediyor. Süt ürünleri tüketimindeki çöküş ise nispeten temel hayvansal protein kaynaklarının bile birçok aile için giderek daha pahalı ve erişilmesi güç hale geldiğini gösteriyor.

Bunun sonuçları özellikle düşük gelirli haneler ve beslenmeleri uygun fiyatlı protein ve kalsiyum kaynaklarına bağlı olan çocuklar açısından önemli olabilir.

Ancak rakamlar İran’da yaşam standartlarında daha geniş bir değişime de işaret ediyor: Aileler yalnızca aynı gıdalar için daha fazla para ödemiyor. Ne yediklerini değiştiriyor ve bir zamanlar hane halkının günlük beslenmesinin sıradan bir parçası olan gıdalardan giderek daha fazla vazgeçiyorlar.

Yıllardır daha pahalı gıdaların yerine daha ucuzlarını koyan aileler için uygun fiyatlı alternatiflerin kapsamı da giderek daralıyor. Bu durum daha acil bir soruyu gündeme getiriyor:

Yerine koyacak başka ne kaldı?

Makalenin orijinali Iran International’da yayımlandı.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir