Analistler jeopolitik krizleri çoğu zaman küresel petrol piyasalarının “rehin alınması” olarak tanımlar. Ancak Basra Körfezi’nde yaşanan son gelişmeler daha çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor: İran yalnızca sistemi aksatmıyor, aynı zamanda ona açıkça meydan okuyor.
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği durdurdu ve en az on beş tanker ile ticari gemiyi hedef aldı. Buna rağmen tanker takip verileri İran’ın kendi petrol ihracatının arttığını gösteriyor. Kpler verilerine göre İran, Mart 2026 itibarıyla günde yaklaşık 1,5 milyon varil ham petrol yükleyip ihraç etti. TankerTrackers tarafından yayımlanan uydu görüntüleri ise ABD’nin Harg Adası petrol terminalindeki askeri tesisleri bombalamasından sonra bile iki İran tankerinin hâlâ ham petrol yüklemeye devam ettiğini gösteriyor.
Bu yüklemeler dikkat çekici çünkü İran’ın aslında ek kargolar yüklemesine gerek yok. Kpler’in tahminlerine göre yaklaşık 200 milyon varil İran ham petrolü, Çin yakınlarındaki sularda tankerlere depolanmış durumda. Bu da Tahran’ın şu anda rekor seviyede ihracatı zorunluluktan değil, bir mesaj vermek için gerçekleştirdiğini gösteriyor. İran yalnızca küresel petrol piyasalarını rehin almıyor — aynı zamanda onlarla alay ediyor.
Kesintiler Hürmüz Boğazı’nın ötesine de uzandı. Son günlerde İran, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve hatta Irak’taki enerji altyapılarına karşı onlarca füze saldırısı gerçekleştirdi. Eğer bu tesisler kalıcı hasar görürse ve Hürmüz Boğazı sonunda yeniden açılsa bile ihracat hızla yeniden başlayamazsa, şu anda petrol piyasalarını sarsan oynaklık daha da kalıcı hale gelebilir.
Şimdilik Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz Boğazı’nı bypass eden alternatif ihracat yollarına sahip. Bu iki ülke birlikte boru hatları aracılığıyla sevkiyatlarını günde 5–7 milyon varile kadar çıkarabilir. Ancak bu kapasite kesintisiz çalışsa bile, daha önce Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün yalnızca küçük bir kısmını telafi edebilir.
Bu arada bir başka kritik enerji akışı da durmuş durumda: küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı. Bu nedenle şu soru giderek daha fazla gündeme geliyor: ABD neden Venezuela’ya uyguladığına benzer bir deniz petrol ablukasını İran’a karşı uygulamaya çalışmadı?
İran ham petrolü yalnızca ana ihracat merkezi olan Harg Adası Petrol Terminali’nden değil, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’nın dışında, Umman Körfezi kıyısında bulunan Cask (Jask) Petrol Terminali’nden de yüklemeye devam ediyor. Yalnızca son günlerde İran, Cask’ta yaklaşık 2 milyon varil petrol yükledi.
Şimdiye kadar ABD’nin tepkisi sınırlı kaldı. Washington, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri sigortalamak için 20 milyar dolar ayırdı ve bu yolla denizcilik şirketlerini operasyonlarını yeniden başlatmaya teşvik etmeyi umuyor. Ancak bu program denizcilik sektöründen pek ilgi görmedi.
Daha derin bir ikilem de var. Hürmüz Boğazı’ndan taşınan petrolün yaklaşık yüzde 83’ü Asya pazarlarına, özellikle de Çin’e gidiyor. ABD’li vergi mükelleflerinin Çin ve Hindistan’ın enerji arzını koruyan deniz güvenliği operasyonlarını finanse etmeyi destekleyip desteklemeyeceği ise belirsiz.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın 32 üye ülkesi stratejik petrol rezervlerinden 400 milyon varil petrol serbest bırakma konusunda anlaştı. Bu miktar, hükümetlerin acil durum stoklarının yaklaşık üçte birine denk geliyor. Ancak piyasalar bu karardan pek etkilenmedi. 11 Mart’ta yapılan açıklamaya rağmen petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı.
Şimdilik ABD, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere askeri eskort sağlamaya başlamadı; ancak müttefiklerinden ve Çin’den bu su yolunun açık tutulmasına yardımcı olmalarını istedi. Diğer ülkeler kabul etse bile böyle bir eskort misyonunun konuşlandırılması birkaç hafta sürebilir. Son deneyimler ise çok fazla iyimserlik sunmuyor.
2024–2025 yıllarında Bab el-Mendeb Boğazı’nda Husilerin saldırılarından gemiciliği korumaya yönelik yürütülen operasyon iki gerçeği ortaya koydu: deniz taşımacılığı akışını yeniden sağlamak zor ve savaş riski sigorta primleri, tehdit azaldıktan sonra bile uzun süre yüksek kalabiliyor.
Küresel enerji piyasaları açısından sonuç açık:
Hürmüz Boğazı çevresinde gelişen bu kriz, politika yapıcıların varsaydığından çok daha kalıcı ve uzun süreli olabilir.
Bu makale ilk olarak Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

