Kpler tanker takip verilerine ve Iran International tarafından yayımlanan habere göre, İran’ın Hürmüz Boğazı’na bağımlılığını azaltma planları şimdiye kadar kayda değer bir pratik sonuç üretmedi.
Tahran, on yılı aşkın süredir Cask petrol terminali projesine büyük yatırımlar yaptı. Bu proje, ham petrol ihracatının bir bölümünü Umman Denizi’ne yönlendirmek ve kriz zamanlarında Basra Körfezi dışından alternatif bir güzergâh oluşturmak amacıyla tasarlanmıştı. Ancak veriler, bu terminalin şu ana kadar İran’ın ihracat sisteminde oldukça sınırlı bir rol oynadığını gösteriyor.
Kpler verilerine göre İran, mart ayının ilk 25 gününde günlük ortalama yaklaşık 1,84 milyon varil ham petrol yükledi. Bu toplam içinde Cask terminalinin payı oldukça düşük kaldı.
Bu dönemde Cask’tan yapılan ortalama yükleme yaklaşık 81 bin varil/gün seviyesinde gerçekleşti; bu da İran’ın toplam ham petrol ihracatının %5’inden daha azına denk geliyor.
Tarihsel veriler, bu sınırlamanın yapısal olabileceğine işaret ediyor. İran, Cask’tan ilk ihracatı Ekim 2024’te, Israel ile artan askerî gerilim sırasında başlattı. Ancak o dönemde bile hacimler yaklaşık 77 bin varil/gün seviyesinde kaldı. Mart 2025’te ise bu rakam ortalama yaklaşık 54 bin varil/gün oldu.
Bu durum, Cask’ın İran’ın ana petrol üretim bölgelerine yaklaşık 1000 kilometrelik bir boru hattıyla bağlanmış olmasına rağmen gerçekleşiyor. Bu altyapı, Basra Körfezi dışından ciddi bir ihracat kapasitesi oluşturmak için tasarlanmıştı.
Pratikte ise İran’ın Kharg Island (Harg Adası) üzerindeki bağımlılığı hâlâ ezici düzeyde.
Kpler verileri, mart ayında İran petrol ihracatının %84’ten fazlasının Harg’dan yüklendiğini, Cask’ın payının ise yalnızca %4,4 olduğunu gösteriyor. Yaklaşık %10’luk kısım ise Basra Körfezi’ndeki Soroş ve Güney Pars terminallerinden gerçekleştirildi.
Bu yüksek yoğunlaşma açık bir stratejik kırılganlık yaratıyor: Harg’da yaşanacak herhangi bir kesinti, İran’ın petrol ihracatını ciddi şekilde sekteye uğratabilir.
Bu konu, Iran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde daha da önem kazandı. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, başlıca gerilim noktalarından biri hâline geldi ve Tahran zaman zaman deniz trafiğini kısıtlıyor.
Aynı zamanda, ABD’nin bölgede askerî faaliyetlerini genişlettiğine ve Hürmüz’e erişimi kontrol etmek amacıyla stratejik adalarla ilgili olası planlar yaptığına dair haberler de ortaya çıktı.
Böyle bir senaryoda, İran’ın ihracat altyapısının büyük ölçüde Harg çevresinde yoğunlaşmış olması, petrol ticaretini ciddi kesinti risklerine açık hâle getiriyor.
Genel olarak ihracat verileri şu temel gerçeği ortaya koyuyor: İran, yıllarca süren yatırımlara rağmen ne Hürmüz Boğazı’na ne de daha kritik olan Harg ihracat merkezine olan bağımlılığını anlamlı şekilde azaltabilmiş değil.
Bölgede dalgalı ve riskli jeopolitik ortamda bu bağımlılık önemli bir yapısal zayıflık olarak öne çıkıyor.
Not: Makalenin orijinali Iran International tarafından yayımlanmıştır.

