İran’ın Körfez Arap ülkelerine ağır ekonomik bedeli

Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve Basra Körfezi genelinde petrol ve gaz altyapısına yönelik hedefli saldırılar, bölge ekonomilerini baskı altına alarak uzun süreli ekonomik hasar ihtimalini artırdı.

İlk tahminlere göre, Katar’ın 14 sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisinden ikisinin devre dışı kalması, ülkenin yıllık LNG ihracatının yaklaşık %17’sini ortadan kaldırdı. Buna ek olarak gaz kondensatlarının yaklaşık %25’i ile helyum ve sıvılaştırılmış petrol gazı gibi ilgili ürünlerin önemli bir bölümü de kaybedildi. Bu durum, yıllık yaklaşık 20 milyar dolarlık gelir kaybına ve yaklaşık 26 milyar dolarlık yeniden inşa maliyetine yol açıyor. Ayrıca LNG üretimini %60 artırmayı hedefleyen 29 milyar dolarlık genişleme planı ciddi gecikmelerle karşı karşıya kalacak.

Bölge genelinde uzun vadeli ekonomik dönüşüm stratejileri risk altında. Suudi Arabistan’ın Vision 2030 programı, Umman’ın azalan rezervler karşısında petrol bağımlılığını azaltma çabaları ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar’ın turizmi büyütme ve küresel transit merkezleri olma hedefleri artan zorluklarla karşılaşıyor. Irak’ın enerji sektörüne yabancı yatırım çekme girişimleri de baskı altında.

Kuveyt, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde petrol depolama ve yakıt altyapısı hasar gördü ve ihracatın kısa vadede çatışma öncesi seviyelere dönmesine dair net bir görünüm yok. Goldman Sachs tahminlerine göre, aksaklıklar bir ay daha sürerse Körfez Arap ekonomileri 2026’da %2 ile %5 arasında daralabilir; en ağır etkiyi ise Birleşik Arap Emirlikleri yaşayabilir.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin kırılganlığı oldukça yüksek. Hidrokarbonlar GSYH’nin yaklaşık %23’ünü oluştururken, ekonominin neredeyse üçte biri ticaret ve finansal hizmetlere dayanıyor—ki bu sektörler Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve devam eden saldırılar nedeniyle ciddi şekilde etkilenmiş durumda. Boğaz dışında yer alan Fuceyre’den kısmi petrol ihracına olanak sağlayan bir boru hattı bulunsa da, İran’ın depolama tesislerine yönelik saldırıları bu alternatif güzergâhı zayıflattı. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri, diğer Arap ülkelerine kıyasla İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının başlıca hedefi oldu.

Irak bu projeksiyonlara açıkça dahil edilmese de, Bahreyn ile birlikte bölgenin en kırılgan ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. S&P Global verilerine göre, çatışmanın başlamasından sonraki bir hafta içinde Irak’ın petrol üretimi yaklaşık %70 düşerek günde 1,2 milyon varile geriledi. Petrolün Irak’ın GSYH’sinin yaklaşık %60’ını, devlet gelirlerinin %90’ını ve ihracat gelirlerinin %95’ini oluşturduğu düşünüldüğünde, etkiler oldukça ağır. Buna ek olarak, petrol ve gaz sektöründeki finansmanın yaklaşık %85’inin dış ortaklara bağlı olması nedeniyle yabancı yatırımlardaki düşüş krizi daha da derinleştiriyor. İran destekli gruplarla bağlantılı saldırılar dahil artan güvenlik riskleri yatırımcıları daha da caydırıyor.

Çatışmanın yakın zamanda yatışacağına dair çok az işaret var. Haberlere göre, Donald Trump tarafından sunulan 15 maddelik barış planı Tahran tarafından reddedildi; İslam Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgesel enerji ve su altyapılarına yönelik saldırıların genişletileceğini duyurdu.

Bu arada Bloomberg, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için gemi başına 2 milyon dolara kadar ödeme talep etmeye başladığını bildirdi—bu da fiilen gayriresmî bir geçiş ücreti anlamına geliyor. Yaklaşık 3.200 geminin Basra Körfezi’nde mahsur kaldığı ve insansız hava aracı saldırılarına açık olduğu tahmin ediliyor. İran’ın son üç haftada en az 17 gemiye dronlarla saldırdığı belirtiliyor.

  1. Hava İndirme Tümeni’nden yaklaşık 2.000 askerin konuşlandırılması, Amerika Birleşik Devletleri’nin diplomatik çabaların etkinliğine sınırlı güven duyduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, doğrulanmamış haberlere göre Suudi Arabistan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının sürmesini destekleyebilir ve İran saldırılarının devam etmesi halinde çatışmaya katılabileceğinin sinyalini veriyor.

Devam eden çatışma yalnızca küresel enerji akışlarını bozmakla kalmıyor, aynı zamanda Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin ekonomilerine derin yapısal zararlar veriyor. Kısa vadeli gelir kayıplarının ötesinde, uzun vadeli riskler—geciken ekonomik çeşitlendirme, azalan yatırımlar ve artan jeopolitik istikrarsızlık—bölgenin ekonomik yönünü yıllar boyunca yeniden şekillendirebilir.

Makalenin orijinali Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir