İran’ın en büyük iki çelik tesisine yönelik saldırılar, yıllık en az 6 milyar dolarlık ihracat gelirini ortadan kaldırma riski taşıyor ve ülkeyi yıllar sonra ilk kez net ihracatçı konumundan net ithalatçı konumuna düşürebilir.
Huzistan Çelik Şirketi, ABD ve İsrail’in cuma günü düzenlediği saldırıların ardından faaliyetlerini durdurdu. Ayrıca İsfahan kompleksindeki bazı ünitelerin de zarar gördüğüne dair haberler var. Bu iki tesis birlikte İran’ın yıllık 32 milyon tonluk üretiminin yaklaşık yarısını temsil ediyor — bu üretim kapasitesi yirmi yılda inşa edilmiş ve yıllar süren Batı yaptırımlarına rağmen ayakta kalmıştır.
Ekonomik etkisi oldukça büyüktür. Çelik sektörü İran’ın GSYH’sinin yaklaşık %5’ini oluşturur ve tedarik zinciri boyunca 1,2 milyon kişiye istihdam sağlar. Sektör, İslam Cumhuriyeti’nin en güvenilir döviz kazandıran alanlarından biridir; yılda 11 milyon tondan fazla ihracat yapılırken sadece 2 milyon ton ithalat gerçekleşir — bu da milyarlarca dolar değerinde 9 milyon tonluk net fazlaya işaret eder.

Eğer İsfahan ve Huzistan tesisleri kalıcı olarak devre dışı kalırsa, Dünya Çelik Birliği verilerine göre bu fazla yıllık 6 milyon tonluk bir açığa dönüşecektir.
İran bu sektörü yaptırımlara rağmen inşa etti. Üretim, 2005’te 10 milyon tonun altından geçen yıl 32 milyon tona yükseldi; 2018’de yeniden uygulanan ABD yaptırımları kapasite artışını sınırlamış olsa da bu büyüme gerçekleşti. Ülke küresel sıralamada 10. sıradadır — bölgede yalnızca Rusya ve Türkiye’nin gerisindedir. İsfahan’daki Mobarakeh Çelik Şirketi tek başına yılda 10,3 milyon ton üretimle dünyanın en büyük üreticileri arasında 43. sırada yer almaktadır.

Bu sektör aynı zamanda İran’ın savunma sanayisini de besleyerek ekonomik zarara stratejik bir boyut kazandırmaktadır.
İran daha sonra Bahreyn ve BAE’deki alüminyum tesislerini de hedef aldı.
Orijinal makale Iran Open Data Center’da yayımlandı.
