İran Bir Can Simidi Bulabilir, Ancak Büyük Engeller Hâlâ Devam Ediyor

Tahran ile Washington arasında varılan anlaşma, yaptırımların hafifletilmesi ve hatta benzeri görülmemiş düzeyde yabancı yatırım çekilmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak anlaşmanın ekonomik vaatlerinin büyük bölümü hâlâ belirsizliğini koruyor ve bazıları, müzakereler başarıyla sonuçlansa bile uygulanması zor hedefler olabilir.

İran riyalinin göreceli olarak değer kazanması, anlaşmanın şimdiden piyasalar üzerinde olumlu bir psikolojik etki yarattığını gösteriyor.

Son çatışma sırasında 1,8 milyon riyalin üzerine çıkan ABD doları kuru, yaklaşık 1,57 milyon riyale geriledi. Buna rağmen doların değeri hâlâ altı ay öncesine göre yaklaşık yüzde 18 daha yüksek seviyede bulunuyor.

Kpler’in tahminlerine göre İran, son çatışmadan önce günlük yaklaşık 1,5 milyon varil ham petrol ve kondensat ihraç ediyordu. Yaptırımlar kaldırılırsa ihracat zamanla yeniden günlük yaklaşık 2,5 milyon varile yükselebilir.

İran ayrıca ham petrolünün büyük bölümünü Çinli alıcılara yüksek indirimlerle satmak zorunda kalmayacak.

Gelirlerde Artış

OPEC verilerine göre İran geçen yıl ham petrol ve petrol ürünleri ihracatından 46,7 milyar dolar gelir elde etti. Yaptırımların kaldırılması ve petrol fiyatlarının görece yüksek seviyelerde kalması hâlinde bu rakam önemli ölçüde artabilir.

Ancak hızlı bir toparlanma beklenmemelidir.

Birlikte yıllık yaklaşık 17 milyar dolar ihracat geliri sağlayan İran’ın petrokimya ve çelik sektörleri çatışma sırasında ağır hasar gördü.

Bu nedenle İran, daha önce ihraç ettiği bazı ürünlerde geçici olarak net ithalatçı konumuna gelebilir.

İran’ın petrokimya üretiminin yüzde 38’ini gerçekleştiren Persian Gulf Holding, yakın zamanda yaptığı açıklamada ağır hasar gören altı tesiste üretimin geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 13 seviyesine düştüğünü bildirdi. Holding bünyesindeki petrokimya şirketlerinin toplam üretimi ise yüzde 75 azaldı.

İran Merkez Bankası verilerine göre petrol, gaz, çelik ve petrokimya ürünleri ülkenin toplam ihracatının yüzde 73’ünü oluşturuyor. Bu durum, zarar gören sanayi kapasitesinin yeniden inşasının ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.

Dondurulmuş Varlıkların Serbest Bırakılması

İran’ın yurt dışında yaklaşık 24 milyar dolar tutarında dondurulmuş varlığa sahip olduğu tahmin ediliyor ve bunun yaklaşık yarısı iki ay içinde serbest bırakılabilir.

The Wall Street Journal, 19 Haziran’da yayımladığı haberinde, İran’ın “uygun davranış” göstermesi ve zenginleştirilmiş uranyumu devretmesi koşuluyla, Katar bankalarında tutulan 6 milyar dolarlık dondurulmuş fonlara erişebileceğini bildirdi. Bu kaynakların ABD’den insani yardım ve tarım ürünleri satın almak için kullanılması öngörülüyor.

Bu düzenleme her iki ülkeye de fayda sağlayabilir. İran yılda yaklaşık 17 milyar dolar değerinde tahıl ithal ederken, ABD dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı olmayı sürdürüyor.

İki ülke arasındaki ticaret, 1979 Devrimi’nden bu yana büyük ölçüde çökmüş durumda. ABD’nin resmî verilerine göre, 1978 yılında ikili ticaret hacmi 6,6 milyar dolar seviyesindeyken geçen yıl yalnızca 60 milyon dolar olarak gerçekleşti ve bunun neredeyse tamamı ABD’nin İran’a ihracatından oluştu.

Yeniden Yapılanma Fonu

Anlaşmanın en iddialı ancak aynı zamanda en belirsiz unsurlarından biri, İran’ın yeniden inşasını desteklemek amacıyla Arap ülkelerinden şirketlerin de dâhil olacağı 300 milyar dolarlık bir yeniden yapılanma fonu kurulması önerisidir.

Geçmişteki yeniden yapılanma programlarının aksine, bu fonun büyük ölçüde özel sektör yatırımlarıyla finanse edilmesi planlanıyor. Bu durum, böylesine büyük bir kaynağın nasıl sağlanacağı ve yabancı şirketlerin yıllar süren yaptırımlar, bölgesel gerilimler ve siyasi belirsizliklerden sonra İran’a ciddi miktarda sermaye yatırmaya istekli olup olmayacağı konusunda önemli soru işaretleri yaratıyor.

Siyasi faktörlerin ötesinde, yatırımcıların yaptırım risklerini, düzenleyici belirsizlikleri ve yatırım ortamının uzun vadeli istikrarını da değerlendirmesi gerekiyor.

Tahran’ın son yıllarda birçok Arap ülkesiyle yaşadığı gergin ilişkiler nedeniyle bölgesel yatırımcıların ilgisi sınırlı kalabilir. Ancak Katar ve Umman gibi ülkeler belirli düzeyde katılımı teşvik edebilir.

Şimdilik, anlaşmada öngörülen ölçekte bir fonun orta vadede hayata geçirilmesi pek olası görünmüyor. Buna karşın Tahran gelecekteki taahhütlerine bağlı kalır ve komşularıyla ilişkilerini geliştirmeye devam ederse daha mütevazı yatırım akışları mümkün olabilir.

İran’ın yatırım ihtiyacı tartışılmaz düzeydedir. Yalnızca petrol ve doğal gaz sektörünün, altyapıyı modernize etmek ve üretimi artırmak için en az 300 milyar dolarlık sermayeye ihtiyaç duyduğu tahmin edilmektedir.

Sonuç olarak, anlaşmada öngörülen ekonomik faydalar yalnızca yaptırımların kaldırılmasına değil, aynı zamanda Tahran’ın yatırımcılara güven vermesine, zarar gören sanayileri yeniden ayağa kaldırmasına ve bölgesel ile uluslararası ortaklarıyla istikrarlı ilişkiler sürdürmesine bağlı olacaktır.

Şimdilik anlaşma beklentileri yükseltmiş durumda. Ancak bunun kalıcı bir ekonomik toparlanma sağlayıp sağlayamayacağı hâlâ açık bir soru olarak duruyor.

Makale ilk olarak Iran International tarafından yayımlanmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir