ABD’nin 13 Nisan’da başlattığı deniz ablukasının ardından İran’ın petrol ihracatı sert şekilde çöktü. Tanker takip şirketi Kpler’in verilerine göre günlük petrol yüklemeleri 2,1 milyon varilden 567 bin varile düştü. İran’daki kara depoları ve ülke sularındaki tanker stokları dolmaya başlarken, hükümet petrol üretimini kısmaya geçti.
Iran Open Data tarafından OPEC ticaret verileri, İran Merkez Bankası rezerv rakamları, Kpler denizcilik verileri ve Çalışma Bakanlığı istihdam değerlendirmeleri temel alınarak yapılan analiz, ablukanın İran’ın döviz gelirlerinin yaklaşık yarısını kestiğini; ancak mevcut rezervlerin hâlâ yaklaşık bir yıllık ithalatı karşılayabilecek seviyede olduğunu gösteriyor.
OPEC verilerine göre İran’ın geçen yıl petrol ve rafine petrol ürünleri ihracatı 45 milyar dolar değerindeydi ve bu, toplam ihracatın yüzde 42’sini oluşturuyordu. Buna yıllık 10 milyar dolarlık sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ihracatı da eklendiğinde, hidrokarbon ürünleri İran’ın toplam ihracatının yarısını oluşturuyor.
Sorun yalnızca petrol sektörüyle sınırlı değil. İran’ın petrol dışı ticaretinin yaklaşık yüzde 70’i, şu anda uygulanabilir bir alternatif bulunmayan Basra Körfezi limanları üzerinden gerçekleşiyor. İsrail’in petrokimya ve çelik tesislerine yönelik saldırıları iç tedarik zincirini bozarken, İran daha önce yılda 20 milyar dolar döviz kazandıran petrokimya ve çelik ihracatını durdurdu.
Petrol, petrol ürünleri, LPG, çelik ve petrokimya ürünleri hariç tutulduğunda İran’ın yıllık mal ihracatı yaklaşık 30 milyar dolara düşüyor. Bu rakam ülkenin ithalatının ancak üçte birini karşılıyor. Zaten ciddi şekilde negatif olan hizmet ticareti dengesi de açığı daha da büyütüyor.
Döviz ve ithalat baskısı
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre İran her yıl 17 milyar dolarlık gıda, tarım ürünü ve ilaç ithal ediyor. Bu ithalat son yıllarda petrol gelirlerinden sağlanan 28.500 tümenlik tercihli döviz kuru ile finanse ediliyordu.
Son bir haftada dolar/rial kuru yüzde 20 yükselerek yaklaşık 1,9 milyon riale ulaştı.
Hükümet artık temel ithalat kalemleri için tercihli döviz sağlayamıyor ve zaten yüzde 115 seviyesinde seyreden gıda enflasyonunun daha da hızlanması bekleniyor.
Foreign Exchange Reserve Funds platformuna göre İran Merkez Bankası ile Ulusal Kalkınma Fonu’nun birlikte yönetilebilir yaklaşık 61 milyar dolarlık döviz rezervi bulunuyor. Bu miktar yaklaşık bir yıllık ithalatı karşılamaya yetiyor.
Yurt dışındaki stok imkânı
Kpler verilerine göre İran, Doğu Asya’da — özellikle Çin, Malezya ve Singapur yakınlarında — yaklaşık 180 milyon varillik yüzer petrol stoku bulunduruyor. Bu stoklar Çinli müşterilere birkaç ay daha sevkiyat yapılmasını sağlayabilir. Ancak abluka bu sürenin ötesine uzarsa, İran’ın petrol gelirleri tamamen kesilebilir.
Kpler verileri, son bir ayda Çin limanlarında İran petrolü boşaltımının günlük 1,16 milyon varile düştüğünü ve bunun mart ayına göre yüzde 30’luk bir azalma anlamına geldiğini gösteriyor. İran Çalışma Bakanlığı ise son savaşın bir milyon kişinin işini kaybetmesine ve iki milyon kişinin işsiz kalmasına yol açtığını tahmin ediyor.
Abluka, İran’ın döviz akışını aynı anda birden fazla noktadan sıkıştırıyor: hidrokarbon gelirleri kaynağında duruyor, petrol dışı ticaret kapanan Basra Körfezi limanlarına bağımlı kalıyor ve zarar gören petrokimya ile çelik kapasitesi ihracat tabanından çıkıyor. Rezervlerin yaklaşık on iki aylık ithalatı karşılayabildiği ve gıda ile ilaç için uygulanan tercihli döviz mekanizmasının artık çalışmadığı bir ortamda, İran’ın ekonomik dayanıklılığı Doğu Asya’daki depolanmış petrolün ne kadar hızlı eritileceğine ve Çin’deki boşaltım hacimlerinin toparlanıp toparlanmayacağına bağlı olacak.
Bu makalenin orijinali Iran Open Data’da yayımlanmıştır.

