İki aydan uzun süredir devam eden savaşın ekonomik bedeli İran’da artık açıkça hissediliyor. ABD’nin deniz ablukası ve İran’ın deniz ticaretinin fiilen durması, ekonomi genelinde artan bir baskı yaratıyor. İran riyalinin sert değer kaybı, şu anda yaşanan daha geniş çaplı ekonomik çöküşün en belirgin işareti olarak öne çıkıyor.
29 Nisan 2026’da ABD doları, İran’ın ulusal para birimi karşısında tek bir günde yüzde 12 değer kazanarak yaklaşık 1,8 milyon riyale ulaştı. Bu, riyalin tarihindeki en sert günlük düşüşlerden biri olarak kaydedildi. Riyal, ABD ablukasının başlamasından bir hafta sonrası olan 20 Nisan ile 28 Nisan arasında zaten yüzde 4 değer kaybetmişti; ancak son çöküş, döviz krizinin daha hızlanan bir evreye girmiş olabileceğini gösteriyor.
Ticaret ve enerji verileri de benzer ölçüde ciddi aksamalara işaret ediyor. İran gümrük verilerine göre, ülke Mart 2026’da sadece 6,4 milyar dolarlık petrol dışı ihracat gerçekleştirdi; bu, Mart 2025 seviyesinin neredeyse yarısı. Aynı dönemde, Çin limanlarında İran ham petrolünün günlük boşaltımı geçen ay yüzde 15 azalarak 1,54 milyon varile geriledi.
Daha da çarpıcı olan, Çin gümrük verilerinin İran ile Çin—Tahran’ın en büyük ticaret ortağı—arasındaki petrol dışı ticaretin Mart 2026’da yalnızca 184 milyon dolara düştüğünü göstermesi; bu rakam, bir yıl öncesinin yaklaşık beşte biri seviyesinde.
Bölgesel izolasyon da bu darbeyi derinleştiriyor. İran’ın ikinci büyük ticaret ortağı olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin, İran’ın bu ülkeye yönelik saldırılarının ardından ticareti durdurduğu bildiriliyor. Ayrıca Emirlikler’in yüzlerce İranlı iş insanını sınır dışı ettiği ve Tahran bağlantılı finansal ağlar ile döviz bürolarına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı ifade ediliyor. Bu durum, yaptırımları aşmak ve dış finansman sağlamak için uzun süredir kullanılan kanalları sekteye uğratıyor.
Deniz taşımacılığı verileri, baskının boyutunu daha da net ortaya koyuyor. Kpler’in kıdemli uzmanı Homayoun Falakshahi’ye göre, İran gemileri Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye devam etse de, ABD İran’ın Hint Okyanusu’na açılan deniz erişim noktalarında çok daha sıkı bir abluka uyguluyor ve son iki haftada hiçbir İran petrol tankeri bu hattı aşamadı. Bu durum büyük sonuçlar doğuruyor; çünkü İran’ın neredeyse tüm petrol ihracatı ve petrol dışı ticaretinin yaklaşık yüzde 70’i şu anda aksayan güney rotaları üzerinden gerçekleşiyor.
Yurt içindeki sanayi şokları da baskıyı artırıyor. Çelik ve petrokimya tesislerine yönelik son saldırıların ardından İran yetkilileri her iki sektörde de ihracatı askıya aldı. Oysa bu sektörler birlikte petrol dışı ihracatın yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor. İç piyasalar da ağır darbe aldı. İran İşçi Haber Ajansı, tedarik zincirinde ciddi aksaklıklar yaşandığını bildirirken, inşaat malzemelerinin fiyatı yalnızca son bir ayda yüzde 60 arttı.
İş gücü piyasası da hızla kötüleşiyor. İranlı yetkililer, son iki ayda 2 milyon kişinin işini kaybettiğini belirtiyor. Savaş öncesinde bile ülkede kronik bir istihdam sorunu vardı: Çalışma çağındaki 66 milyon kişiden yalnızca 24 milyonu istihdam ediliyordu. Bu sayının şimdi 22 milyona düştüğü bildiriliyor.
Bu arada, Merkez Bankası’nın resmi verileri bile gıda fiyatlarının iki katına çıktığını gösteriyor; bu da yıllardır enflasyonla mücadele eden haneler üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran ekonomisinin “çökmekte olduğunu” söylüyor. İranlı yetkililer artan sıkıntılara rağmen dirençli bir tutum sergilemeye devam etse de, mevcut koşullar altında ekonominin dayanıklılığının sınırlı olduğu görülüyor.
Yıllardır süregelen sistemik yolsuzluk, kötü ekonomik yönetim, yaptırımlar ve bölgesel politikalar İran ekonomisini zaten uçurumun eşiğine getirmişti. Bu savaş ise yalnızca bir başka şok değil, aynı zamanda ülkenin gelir modeline vurulan son darbe olabilir.
Makalenin orijinali Middle East Forum’da yayımlanmıştır.

