A detailed view of a blue flame on a gas stove, illustrating heat and warmth.

İran’ın enerji sektörü artan talep karşısında zayıflıyor

Energy Institute tarafından yayımlanan son Statistical Review of World Energy raporu, İran’ın enerji sektörüyle ilgili endişe verici bir tablo ortaya koyuyor. Dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden birine sahip olan ülke, kendi enerji ihtiyacını karşılamakta giderek daha fazla zorlanıyor.

Rapora göre, İran’da elektrik üretimi ve doğal gaz üretimindeki büyüme belirgin şekilde yavaşladı. Oysa ülke, hem elektrik hem de doğal gazda giderek büyüyen arz açıklarıyla karşı karşıya.

Nüfus artışı, sanayi tüketimi ve yüksek düzeyde sübvanse edilen iç enerji fiyatları nedeniyle İran’ın enerji talebi artmaya devam ediyor. Analistlere göre ülkenin yalnızca mevcut talebe ayak uydurabilmesi için elektrik üretiminin yılda yaklaşık %7, doğal gaz üretiminin ise %5 artması gerekiyor.

Ancak yıllardır süren yetersiz yatırımlar, geciken altyapı projeleri ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle enerji arzı tüketimin gerisinde kaldı. Bunun sonucu olarak, en yoğun tüketim dönemlerinde elektrik ve doğal gaz açığı %20’nin üzerine çıkıyor.

Energy Institute verilerine göre İran geçen yıl yaklaşık 399 teravat-saat (TWh) elektrik üretti. Bu, bir önceki yıla göre yalnızca %1’lik bir artış anlamına geliyor. Doğal gaz üretimi ise sadece %1,3 artarak yaklaşık 265 milyar metreküpe (bcm) ulaştı.

Bu rakamlar, önceki on yıla kıyasla keskin bir yavaşlamaya işaret ediyor. O dönemde İran’ın doğal gaz üretimi yılda %5’in üzerinde, elektrik üretimi ise yaklaşık %4 oranında artıyordu.

Son yıllarda büyümenin yalnızca %1-2 seviyesinde kalması, ülkenin yapısal enerji açığını daha da büyüttü ve İran’ın bölgesel enerji konumunda dikkat çekici bir gerilemeye yol açtı.

İhracatçıdan ithalatçıya

Elektrik talebinin yaz aylarında zirveye ulaştığı dönemde İranlı yetkililer, ülkede %15-20 oranında elektrik açığı bulunduğunu tahmin ediyor. Bu durum, son askeri saldırıların ardından bazı petrokimya ve çelik tesislerinde üretimin azalmasına rağmen yaşanıyor.

Kriz o kadar derinleşti ki, İran Enerji Bakan Yardımcısı 2 Haziran’da elektrik ithalatını görüşmek üzere Türkiye’ye gitti.

İran Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre ülke geçen yıl 1,1 TWh net elektrik ithalatı gerçekleştirdi. Bu, tarihte ilk kez elektrik ithalatının ihracatı geçtiği anlamına geliyor. Oysa yaklaşık on yıl önce İran yılda net 8 TWh elektrik ihraç ediyor ve kendisini bölgesel bir elektrik tedarikçisi olarak görüyordu.

Doğal gaz ihracatı da benzer bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Kış aylarında yaşanan gaz sıkıntısı nedeniyle elektrik santralleri ve sanayi tesisleri tüketimlerini azaltmak zorunda kalırken, İran geçen yıl 15,4 milyar metreküp doğal gaz ihraç etti.

Ancak bu ihracatın geleceği de belirsizliğini koruyor. İran ile Türkiye arasındaki 25 yıllık doğal gaz ihracat anlaşması bu ay sona eriyor. Anlaşma yenilenmezse Irak, Tahran’ın tek büyük doğal gaz müşterisi olarak kalacak.

Öte yandan Irak da İran’dan gelen gaz ve elektrik arzında defalarca kesinti yaşadı ve bölgesel enerji bağlantıları üzerinden alternatif kaynaklar arıyor.

Yenilenebilir enerji hedefleri ulaşılamaz görünüyor

Energy Institute raporu, İran’ın elektrik üretim kaynaklarını çeşitlendirme konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadığını gösteriyor.

Hükümet geçen yıl 5.000 ila 7.000 megavat yeni güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesini devreye almayı planlamıştı. Ancak yalnızca yaklaşık 1.000 megavat kapasite faaliyete geçti.

Sonuç olarak, ülkenin yüksek potansiyeline rağmen yenilenebilir enerji kaynakları İran’ın elektrik üretiminde hâlâ çok sınırlı bir paya sahip.

İran’ın tek nükleer santrali olan Bushehr Nükleer Santrali, geçen yıl 5,4 TWh elektrik üreterek toplam üretimin yalnızca %1,3’ünü karşıladı.

Hidroelektrik üretimi ise daha sert bir düşüş yaşadı.

Şiddetli kuraklık nedeniyle hidroelektrik üretimi üst üste ikinci yıl gerileyerek %36 azaldı ve sadece 12 TWh seviyesine indi. Karşılaştırma yapmak gerekirse, İran 2019 yılında 34 TWh, 2023 yılında ise 23 TWh hidroelektrik üretmişti.

Barajlardaki su seviyelerinin düşmeye devam etmesi ve su sıkıntısının ağırlaşmasının beklenmesi nedeniyle hidroelektrik üretimi üzerindeki baskının süreceği ve ülkenin fosil yakıtla çalışan santrallere daha fazla bağımlı hâle geleceği öngörülüyor.

Sera gazı emisyonları artıyor

Rapordaki en dikkat çekici bulgulardan biri de İran’ın sera gazı emisyonlarındaki hızlı artış oldu.

İran, ilk kez Japonya’yı geride bırakarak Çin, ABD, Hindistan ve Rusya’nın ardından dünyanın en büyük beşinci sera gazı yayıcısı konumuna yükseldi.

Karşılaştırma oldukça çarpıcı. Nüfusları İran’a yakın, ekonomileri ise sırasıyla yaklaşık 18 kat ve 4,5 kat daha büyük olan Almanya ve Türkiye, İran’ın saldığı sera gazının yalnızca yaklaşık yarısını üretiyor.

İran’ın sera gazı emisyonları geçen yıl tarihinde ilk kez 1 milyar tonu aştı.

Kronik doğal gaz sıkıntısı nedeniyle elektrik santralleri ve sanayi tesislerinde fuel-oil (mazot) kullanımı yaygınlaştı. Aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımlarının yavaş ilerlemesi, hidroelektrik üretimindeki düşüş ve sınırlı nükleer kapasite, İran’ın karbon yoğun yakıtlara bağımlılığını sürdürmesine neden oldu.

Ortaya çıkan tablo büyük bir çelişkiye işaret ediyor. İran enerji sıkıntısıyla giderek daha fazla karşı karşıya kalırken, ülkenin sera gazı emisyonları 2015 yılından bu yana %31 arttı. Bu da İran’ın enerji sisteminin giderek daha verimsiz ve daha yüksek karbon yoğunluklu hâle geldiğini gösteriyor.

Bu makale ilk olarak Iran International tarafından yayımlanmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir